Tatmin Edici Romantik İlişkiler Kurmak

Bazıları sevgisiyle ya da eşiyle olan ilişkisinde ilk önceleri heyecan duyduğundan, kendini karşısındaki kişiyle mutlu hissettiğinden, bazı olumsuz davranışlarını sorun etmediğinden, ilişkinin ilerleyen dönemlerinde aralarındaki sevgi ve bağ arttıkça bu olumsuzlukların azalacağını düşündüğünden bahseder.Ama zaman geçtikçe ve günler ilerledikçe tüm bu beklentilerin ve hislerin gitgide azalarak yok olduğunu söyler.

Bazıları ise “bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” der. İnsanların asla değişmeyeceği düşüncesine sıkı sıkıya sarılır. Böylece gelecekte yaşayabileceği herhangi bir olumsuzluktan, hüzünden, mutsuzluktan kendini koruyabileceğini düşünür.

Peki romantik ilişkilerimize yön veren benliğimizin ilk tohumları ne zaman atılır? İşte bu soru bizi en başa götürür, bebeklik dönemimize. Doğumdan sonra dünyaya geliyoruz. Hayatımıza devam edebilmek, hayatta kalabilmek için bir bakıcıya ihtiyaç duyuyoruz. O bakıcı da genellikle annemizdir. İlk ilişkimiz böylece başlamış olur. Aynı zamanda ilk onun gözünden kendimizi tanırız. Kendimizle ilgili fikirlerimiz oluşur. Sevilmeye değer miyiz yoksa sevilmeye değer değil miyiz? Sevgi ifade edilebilir bir şey mi? Eğer sevgi ifade edilebilir bir şey ise nasıl ifade edilir? Bu ve pek çok sorunun cevabını annemizle ilişkimize bakarak yanıtlayabiliriz.

Bağlanma kuramcılarına göre, anne-bebek arasındaki ilişkiden doğan bağlanma stili yetişkinlikte romantik ilişkiler üzerinde belirleyici rol oynar. Anne-bebek ilişkisinde güvenli bağlananlar yetişkinlikteki romantik ilişkilerinde şefkatli, anlayışlı, tutarlı, destekleyici, yakın olmaktan haz alan, yakınlık başlatma konusunda sıkıntı yaşamayan, duygularını ifade edebilen kişilerdir. Güvensiz bağlananlar ise az önce saydığım özelliklerin tam tersi özelliklere sahip kişilerdir. Ek olarak partnerlerini kaybedecekleri korkusu sık yaşarlar. Anne-bebek ilişkisinin sonucunda beyinde nöral yapılar oluşur ve bu ilişkinin sürekli tekrarlanması sonucu oluşan nöral ağlar güçlenir. Dolayısıyla kişi güvensiz ya da güvenli bağlanma stiline sahipse bunu yetişkinlik dönemine taşır. Böylece kişinin ilişkilerinde nasıl bir örüntüye sahip olacağı öngörülebilir.

Son zamanlarda beyin görüntüleme teknikleriyle yapılan araştırmalar göstermiş ki terapist ve terapiye gelen kişi arasında kurulan terapötik ilişki sayesinde bir kişinin güvensiz bağlanma stili güvenli bağlanma stili yönünde farklılaştırmaktadır. Terapötik ilişki güven, empati, tutarlılık, koşulsuz kabul, duygusal senkronizasyonu içerir. Bu ilişki deneyimi sürekli tekrarlandıkça var olan nöral ağlar zayıflar ve yeni nöral ağlar kazanılabilir. Kazanılan yeni nöral ağlar da tekrarlı ilişki sayesinde güçlenir.

Gelelim romantik ilişkilerdeki yaygın fenomene; “zamanla bu tavrı değişir dedim” ve “bir insan asla değişmez”.  Şimdi yazıyı okuduğunuza göre bu iki fenomeni yorumlamayı size bırakıyorum.

Dünya dönüp duruyor ve zaman hızla akıp geçiyor. Sen de tatmin edici romantik ilişkiler yaşayabilirsiniz. Sadece öncesinde tüm yönleriyle bütünleşmiş, kendini daha yakından tanıyan, istemediklerini bilen, ihtiyaçlarının farkında olan bir ben olun. Aynı zamanda diğerlerini gerçekçi bir şekilde tanıyın, tüm yönleriyle görün, ihtiyaçlarını anlayın ve farkında olun. Evet bu zaman alan hatta bazen kişiyi duygusal, zihinsel, fiziksel olarak oldukça zorlayan bir süreçtir. Başlangıçta azmeder sabırlı ve istikrarlı tutum sergilerseniz mutlaka farklılığı göreceksiniz.

Uzman Klinik Psikolog Şeyda Sofuoğlu

No comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir